Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, tarafların evlilik birliği süresince edindikleri varlıkları mahkeme kararına gerek kalmaksızın karşılıklı irade ile düzenleyebildiği bir süreçtir. Bu düzenlemenin geçerli ve bağlayıcı olabilmesi için tüm mal varlığı kalemlerinin boşanma protokolüne eksiksiz ve açık biçimde yansıtılması gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi, en az bir yıl süren evliliklerde eşlerin ortak dilekçeyle ya da birinin açtığı davaya diğerinin katılmasıyla anlaşmalı boşanma davası yoluna gidebileceğini düzenler. Mahkemenin protokolü onaylayabilmesi için tarafların mal paylaşımına ilişkin düzenlemeyi de bu protokole dahil etmesi zorunludur; aksi hâlde hâkim protokolü eksik bularak onaylamayabilir.
Malların Protokolle Paylaşılması
Protokol yalnızca “hangi eş neyi alıyor” sorusunu yanıtlamaz; aynı zamanda bir malın devrinin nasıl, ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleşeceğini de belirler. Taraflar bu noktada geniş bir serbestiye sahiptir: yasal mal rejiminin öngördüğü katılma alacağı hesabını beklemeksizin, kendi belirledikleri oran ve koşullarla paylaşım yapabilirler.
Paylaşım kapsamına girebilecek varlıklar şunlardır:
- Taşınmazlar (konut, arsa, iş yeri)
- Araç ve diğer taşıtlar
- Banka hesapları ve mevduat
- Hisse senedi, fon ve benzeri yatırım araçları
- Şirket ortaklık payları
- Kıymetli evrak ve mücevher
Protokolde her kalem ayrı ayrı ele alınmalıdır. “Diğer mal varlıklarını eşit paylaşırız” gibi muğlak ifadeler ileride yorum anlaşmazlıklarına zemin hazırlar ve mahkeme tarafından yeterince belirgin bulunmayabilir. Her taşınmaz için tapu kaydındaki ada/parsel bilgileri, her araç için plaka ve şasi numarası, her hesap için banka ve hesap numarası protokolde yer almalıdır.
Tapu ve Taşınır Devirlerinin Protokole Bağlanması
Protokolde bir taşınmazın hangi eşe bırakıldığı yazılı olarak belirlense de bu belirleme tek başına mülkiyetin devredildiği anlamına gelmez. Taşınmazlar bakımından asıl devir, tapu müdürlüğünde gerçekleştirilecek tescil işlemiyle tamamlanır. Protokol bu sürecin hukuki dayanağını oluşturur; tescil ise mülkiyeti fiilen aktarır.
Protokolde devrin ne zaman yapılacağı açıkça belirtilmelidir. “Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde devir yapılacaktır” gibi bir düzenleme, tarafların yükümlülüğünü somutlaştırır ve olası gecikmeler için başvurulabilecek bir zemin oluşturur. Devrin hangi tarafın üstleneceği (noter masrafı, tapu harcı gibi maliyetler dahil) de protokolde açıklanmalıdır.
Taşınır mallar bakımından devir genellikle teslimle gerçekleşir; ancak araçlarda noter satış sözleşmesi ve trafik tescil belgesi zorunludur. Banka hesaplarının devri ya da kapatılması için ilgili bankaya başvuru süreci ayrıca planlanmalıdır. Hisse senedi ve fon gibi yatırım araçları ise saklama kuruluşuna bildirim ve aktarım talimatı gerektirdiğinden protokolde bu araçların hangi hesaba aktarılacağı belirtilmelidir.
Şirket ortaklık paylarının devri ek bir dikkat gerektiren bir diğer kalemdir. Bu tür devirler hem Türk Ticaret Kanunu hem de şirket sözleşmesinin hükümlerine tabidir; bu nedenle devir koşulları protokole yazılırken ticaret hukuku boyutu da gözetilmelidir.
Mal Paylaşımında Sık Atlanan Noktalar
Pratikte en sık karşılaşılan sorun, protokol hazırlanırken bazı mal varlığı kalemlerinin gözden kaçırılmasıdır. Evlilik süresince biriktirilen emeklilik tasarruf hesapları, henüz tahsil edilmemiş kira alacakları, devam eden hukuki davalardan doğabilecek tazminat hakları ve fatura edilmemiş serbest meslek gelirleri bu atlanan kalemler arasında yer alır.
Bir diğer yaygın eksiklik, borçların ve yükümlülüklerin paylaşım düzenlemesinin dışında bırakılmasıdır. Ortak kullanılan kredi kartı borcu, konut kredisi bakiyesi ya da bir eşin diğeri adına üstlendiği kefalet yükümlülükleri protokolde düzenlenmezse boşanma sonrasında bu borçlar taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmaya devam eder. Alacaklı üçüncü kişiler iç ilişkideki protokol düzenlemesiyle bağlı olmadığından, kimin ödeyeceğinin protokolde açıkça belirlenmesi her iki tarafı da korur.
Aile konutu ve ev eşyasına ilişkin düzenleme ise bu sayfanın kapsamı dışında tutulmaktadır; bu konuyu ayrıca ele alan boşanmada aile konutu ve eşya paylaşımı sayfasına başvurabilirsiniz.
Protokolde bir mal varlığı kalemi atlandığında ne olur? Boşanma kararı kesinleştikten sonra ihtilaflı kalan kalem için ayrı bir dava açılması gerekebilir. Bu dava çekişmeli bir mal rejiminin tasfiyesi davası niteliği taşır ve anlaşmalı boşanmanın sağladığı hız ve maliyet avantajını büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Protokol metninin net, uygulama adımlarını içeren ve tüm mal varlığı kalemlerini kapsayan bir biçimde hazırlanması, ileride doğabilecek bu tür uyuşmazlıkların önündeki en etkili güvencedir. Av. Pınar Yılmaz Büyükurgancı’nın boşanma davalarında takip ettiği süreçler hakkında daha kapsamlı bilgiye Anlaşmalı Boşanma Davası sayfasından ve Antalya Boşanma Avukatı sayfasından ulaşabilirsiniz.
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı protokolde yazılı olmayan bir mal için sonradan dava açılabilir mi?
Boşanma kararının kesinleşmesinin ardından protokolde yer almayan mal varlığı kalemleri için ayrı bir mal rejiminin tasfiyesi davası açılması mümkündür. Bu dava çekişmeli biçimde yürütülür ve anlaşmalı boşanmanın pratik avantajlarını büyük ölçüde geçersiz kılar. Bu nedenle protokolün hazırlanması aşamasında tüm mal varlığının kapsamlı biçimde değerlendirilmesi önem taşır.
Taşınmazın protokole yazılması devrin tamamlandığı anlamına gelir mi?
Hayır. Protokolde hangi taşınmazın hangi eşe bırakıldığının yazılması mülkiyeti doğrudan devretmez. Taşınmazlarda asıl devir, tapu müdürlüğünde gerçekleştirilecek tescil işlemiyle tamamlanır. Protokol bu tescil için hukuki dayanak oluşturur; ancak fiili devrin tamamlanması için tapu işleminin ayrıca yapılması gerekir.
Ortak kredi kartı borcunu protokolde düzenlemezsek ne olur?
Protokolde düzenlenmeyen ortak borçlar, boşanma sonrasında eşler arasında uyuşmazlık konusu olmaya devam edebilir. Alacaklı kuruluş (banka, finans şirketi vb.) taraflar arasındaki iç anlaşmayla bağlı olmadığından, her iki eşi de borçlu olarak takip edebilir. Borcun kimin tarafından ödeneceğinin ve karşı tarafın üstlendiği borcu ödememesi hâlinde ne yapılacağının protokolde açıkça belirlenmesi her iki tarafı da korur.





















