Yabancı Mahkemenin Velayet Kararı Türkiye’de Nasıl Tanınır ve Uygulanır?

Yabancı Mahkemenin Velayet Kararı Türkiye'de Nasıl Tanınır ve Uygulanır?
Yabancı Mahkemenin Velayet Kararı Türkiye'de Nasıl Tanınır ve Uygulanır?
Kategori : Faydalı Bilgiler
Etiketler : Velayet

Yurt dışında verilen bir velayet kararı, Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz davası yoluyla Türk mahkemesince kabul edilmek zorundadır. Bu sürecin doğru yönetilmesi, kararın ülke içinde uygulanabilmesi açısından belirleyici önem taşır.

Yabancı Mahkeme Velayet Kararının Türkiye’de Doğrudan Geçerli Olmaması

Yurt dışında bir mahkeme tarafından verilmiş velayet kararı, Türkiye’de kendiliğinden bağlayıcı değildir. MÖHUK m.50/1 uyarınca yabancı mahkemelerin hukuk davalarına ilişkin kesinleşmiş kararlarının Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Başka bir anlatımla, kararda yazılanlar ne denli açık olursa olsun, bu kararın Türkiye’de uygulanabilmesi için mahkeme önünde ayrı bir dava açılması gerekir.

Bu durum yalnızca yabancı ilamların doğasından kaynaklanmaz; egemenlik anlayışı ve kamu düzeni denetimi bakımından da zorunluluk içerir. Türk hukuku, yabancı kararın çocuğun üstün yararı ile temel hak güvenceleriyle bağdaşıp bağdaşmadığını denetleme yetkisini saklı tutar.

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark Velayet Kararında Ne Anlama Gelir?

Tanıma, yabancı kararın kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilmesidir; yani kararın hukuki etkisi Türkiye’de de kabul edilmiş olur. Tenfiz ise o kararın Türkiye’de cebri icra yoluyla uygulanmasını sağlayan karardır. MÖHUK m.58/1 bu ayrımı açıkça ortaya koyar: yabancı ilamın kesin delil veya kesin hüküm olarak kabulü tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır; ancak tanımada karşılıklılık şartı uygulanmaz.

Velayet kararı bakımından bu ayrım pratikte önemlidir. Karar yalnızca nüfus kaydı veya Türkiye’deki idari işlemlerde hukuki dayanak olarak kullanılacaksa tanıma yeterli olabilir. Kararın fiilen uygulanması, çocuğun teslimi veya diğer tarafın karara uymaya zorlanması söz konusuysa tenfiz kararı gerekir. Aile hukukuna ilişkin kararlar, HMK m.350 uyarınca kesinleşmedikçe yerine getirilemez; bu nedenle sürece ilişkin takvim hesaplanırken bu kural göz önünde tutulmalıdır.

Velayet Kararının Tanınması İçin Aranan Şartlar

Türk mahkemesinin yabancı velayet kararını tanıyabilmesi ya da tenfizine karar verebilmesi için MÖHUK m.54 kapsamındaki koşulların bir arada gerçekleşmesi aranır. Bu koşullar tek tek sağlanmadan dava olumlu sonuçlanamaz.

Karşılıklılık, Kesinleşme ve Kamu Düzenine Aykırılık Denetimi

Tenfiz için karşılıklılık ilkesinin sağlanması gerekir: kararı veren devletle Türkiye arasında, ister uluslararası sözleşmeye ister fiili uygulamaya dayansın, karşılıklı tanıma ve tenfiz ilişkisi bulunmalıdır. Tanımada ise MÖHUK m.58/1 uyarınca karşılıklılık şartı aranmaz; bu, tanıma davasını tenfize göre daha az şarta bağlı kılan önemli bir farktır.

Yabancı kararın kesinleşmiş olması zorunludur. Karar verildiği ülke hukukuna göre henüz kesinleşmemişse Türk mahkemesi tenfize karar veremez. Kesinleşmeyi kanıtlamak için gereken belge ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır.

Kamu düzenine aykırılık denetimi, Türk hukukunun temel değerleriyle açık bir çelişki olup olmadığının incelenmesidir. Tenfiz şartlarından biri, MÖHUK m.54/1-c uyarınca hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasıdır; tanımada da bu şart aranır (m.58/1). Kamu düzeni kavramı MÖHUK m.5/1’de de yer alır: yetkili yabancı hukukun uygulanan hükmü Türk kamu düzenine açıkça aykırıysa o hüküm uygulanmaz. Velayet davalarında kamu düzeni denetiminin odak noktası genellikle çocuğun üstün yararı ilkesinin korunup korunmadığıdır. Yabancı mahkemenin çocuğun yararını gözetip gözetmediği, Türkiye’deki yerleşik anlayışla açıkça çelişip çelişmediği mahkemece değerlendirilir.

Savunma Hakkının İhlal Edilmemiş Olması

MÖHUK m.54/1-ç kapsamındaki bir diğer şart, aleyhine tenfiz istenen tarafın yabancı davada usulüne uygun biçimde çağrılmış ve savunma hakkından yararlanmış olmasıdır. Bu husus re’sen ret sebebi değildir; taraf bu itirazı tenfiz davasında öne sürerse mahkeme meseleyi inceler. Davalının yabancı yargılamadan haberdar edilmediği ya da temsil edilmediği durumlarda tenfiz reddedilebilir.

Ayrıca yabancı mahkemenin, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda karar vermemiş olması gerekir. Velayet davaları kural olarak Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi kapsamında değerlendirilmez; bununla birlikte somut davanın özelliklerine bakılması yerinde olur.

Velayet Kararının Tanınması ve Tenfizi İçin İzlenen Dava Yolu

Tanıma veya tenfiz davası, Türk mahkemelerinde ayrı ve bağımsız bir dava olarak açılır. Davanın usulü, yetkili mahkeme ve gerekli belgeler kanunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?

MÖHUK m.51 genel olarak tenfiz kararları için asliye mahkemesini görevli kılar; ancak aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizine 4787 sayılı Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesi bakar, bu nedenle velayet kararları bakımından görevli mahkeme aile mahkemesidir (aile mahkemesi kurulamayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi). Yer yetkisi bakımından ise tenfiz; aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden istenir. Bu kişinin Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu yer bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava açılabilir.

Tenfiz isteminin incelenmesinde MÖHUK m.55/1 uyarınca basit yargılama usulü uygulanır: dilekçe duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve istem bu usule göre karara bağlanır.

Gerekli Belgeler ve Yabancı Kararın Apostil/Tercüme Şartları

MÖHUK m.53 uyarınca tenfiz dilekçesine eklenmesi gereken belgeler şunlardır:

  • Yabancı mahkeme ilamının, o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneği ve onanmış Türkçe tercümesi
  • İlamın kesinleştiğini gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ve onanmış Türkçe tercümesi

Onaylama işlemi kararın verildiği ülke makamlarınca yapılır. Pek çok ülkede bu onay apostil şerhi biçiminde gerçekleşir; ancak apostil ülkesinin şartları ve Türkiye’nin o ülkeyle olan sözleşme ilişkisi her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Kanunun aradığı, onanmış Türkçe tercümedir; ilamın ve kesinleşme belgesinin kararın verildiği ülke makamlarınca onanması da gerekir.

Yurt dışındaki Türk konsoloslukları ve yurt içindeki belirli nüfus müdürlükleri bazı yabancı kararları idari yoldan tescil edebilir. 5490 sayılı Kanun m.27/A uyarınca bu şartlar sağlandığında nüfus kütüğüne tescil bu kurumlar aracılığıyla yapılır; şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedildiğinde ise tanıma MÖHUK uyarınca mahkeme yoluyla gerçekleştirilir. Boşanma kararlarındaki nafaka, velayet ve kişisel ilişki hükümlerinin bu idari tescil yoluyla da geçerlilik kazandığı yanılgısına düşülmemelidir; idari tescil kendi kapsamıyla sınırlıdır.

Tanınan Velayet Kararının Uygulanması ve Çocuk Teslimi

Türk mahkemesinin tanıma veya tenfiz kararı kesinleştikten sonra yabancı velayet kararı Türkiye’de hukuki dayanak oluşturur; yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi ise MÖHUK m.59/1 uyarınca yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. HMK m.350 uyarınca aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceğinden, sürecin bu aşamasına geçiş ancak kararın kesinleşmesinin ardından mümkündür.

Tanıma kararı nüfus kayıtlarına yansıtılabilir; 5490 sayılı Kanun m.55/1 uyarınca mahkeme yazı işleri müdürlükleri, aile kütükleri üzerinde tescil gerektiren karar ve işlemleri kesinleştirme tarihinden itibaren on gün içinde ilgili nüfus müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür.

Tenfiz kararının ardından çocuk teslimi veya kişisel ilişki düzenlemesinin yerine getirilmesi aşamasında farklı hukuki araçlar devreye girebilir. Bu aşamanın ayrıntıları, Antalya’da yurt dışı boyutlu velayet ve çocuğun yurt dışına çıkış izni konularını kapsayan Antalya Yurt Dışı Velayet Avukatı sayfasında ele alınmaktadır. Velayet davasının Türkiye’deki genel yargılama sürecine ilişkin bilgiye ise Velayet Davası Süreci sayfasından ulaşılabilir.

Tanıma-tenfiz sonrasında velayet kendisine bırakılmayan tarafın kişisel ilişki hakkı da Türk hukuku çerçevesinde değerlendirilebilir hale gelir. TMK m.323 uyarınca ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Kişisel ilişkiye uyulmaması hâlinde ise TMK m.324/3 uyarınca çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir; bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.

Yabancı velayet kararına dayanan sürecin Türkiye ayağı, hem usul hem de esastan inceleme gerektiren ve dosyaya özgü değerlendirme isteyen bir alandır. Sürecin herhangi bir aşamasında hukuki destek almak için Antalya Velayet Avukatı sayfasını inceleyebilir, Büyükurgancı Yılmaz Avukatlık ve Arabuluculuk Bürosu ile iletişime geçerek kendi durumunuza ilişkin değerlendirme alabilirsiniz; Av. Pınar Yılmaz Büyükurgancı ilk görüşmede dosyanızın kapsamını ve izlenecek yolu değerlendirmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Yurt dışında aldığım velayet kararı Türkiye’de otomatik olarak geçerli mi?

Hayır, geçerli değildir. MÖHUK m.50/1 uyarınca yabancı mahkemelerden verilen kesinleşmiş kararların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Karar ne kadar açık ve hukuka uygun olursa olsun, Türkiye’de ayrıca tanıma veya tenfiz davası açılmadan bu kararın uygulanması mümkün değildir.

Yabancı velayet kararının tanınması davası ne kadar sürer?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; sonuç dava dosyasının hazırlık aşamasına, belgelerin eksiksizliğine, mahkemenin iş yüküne ve karşı tarafın tutumuna göre değişir. MÖHUK m.55/1 uyarınca istem basit yargılama usulüne göre incelenerek karara bağlanır; bu usulün genel yargılamaya kıyasla daha hızlı olması beklenir, ancak süre dosyaya göre değişir. Bununla birlikte, evrakların usule uygun hazırlanması ve tebligat aşamaları süreyi doğrudan etkiler.

Tanıma davası için yabancı kararın hangi belgeleri gerekir?

MÖHUK m.53 uyarınca tenfiz dilekçesine; yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya onanmış örneği ile onanmış Türkçe tercümesi ve ilamın kesinleştiğini gösteren onanmış yazı ile onanmış tercümesi eklenir. Onay işlemi kararın verildiği ülke makamlarınca yapılır; yalnızca çeviri yeterli değildir; belgelerin ilgili makamlarca onanması gerekir. Belgelerin eksik ya da hatalı hazırlanması davanın uzamasına yol açabilir.

Kamu düzenine aykırılık hangi durumlarda yabancı velayet kararının tanınmasını engeller?

MÖHUK m.54/1-c uyarınca hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması tenfiz şartlarından biridir ve tanımada da aranır (m.58/1); kamu düzeni kavramı MÖHUK m.5/1’de de yer alır. Velayet kararları bakımından bu denetim çoğunlukla çocuğun üstün yararı ilkesi ekseninde yürütülür: yabancı mahkemenin kararın verildiği süreçte çocuğun yararını yeterince gözetip gözetmediği ve kararın Türkiye’deki temel hak ve özgürlük anlayışıyla açık bir çelişki içinde olup olmadığı incelenir. Kamu düzenine aykırılık dar yorumlanır; salt içerik farklılığı bu eşiği karşılamaz.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; özellikle süreler, belge koşulları ve tanıma-tenfiz şartları zaman içinde değişebileceğinden, kesin bilgi ve kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Tüm hizmet alanlarımız ve iletişim bilgileri için Boşanma Avukatı Antalya sayfamıza göz atabilirsiniz.

Çalışma Saatleri

H.içi : 09:00-19:00 – Cmt : 12:00-16:00

boşanmada maddi manevi tazminat
boşanmada maddi manevi tazminat

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanmada maddi ve manevi tazminat, evlilik birliğinin sona ermesi sürecinde kusurlu eşin diğer tarafa verdiği zararları karşılamaya…
antalya boşanma avukatı
antalya boşanma avukatı

Boşanma Avukatına Sor

Avukat Pınar Yılmaz Büyükurgancı ile soru sormak ve destek almak için Antalya Avukat ve Arabulucu Pınar Yılmaz…