Kira Evinde Oturanlar İçin Boşanmada Konut Durumu

Kira Evinde Oturanlar İçin Boşanmada Konut Durumu
Kira Evinde Oturanlar İçin Boşanmada Konut Durumu

Boşanma sürecinde eşlerin kiracı olarak oturduğu konut, mülk sahipliğine kıyasla farklı hukuki sorular doğurur. Kira sözleşmesinin kimin üzerinde kaldığı, kiracılık hakkının nasıl devredileceği ve birikmiş kira borçlarından kimin sorumlu tutulacağı, sürecin seyrine göre değişen konulardır.

Bu sayfa, kiracı çiftlerin boşanmada karşılaştığı temel hukuki meseleleri ele almaktadır. Aile konutu kavramının kiralık konuta yansımaları ve şerh uygulaması da ayrıca açıklanmaktadır. Mülkiyet hakkı, mal paylaşımı ve genel aile konutu düzenlemeleri için boşanmada aile konutu ve eşya paylaşımı sayfasına bakabilirsiniz.

Kira Sözleşmesi Kimin Üzerine Kalır?

Kiralık konutta oturan eşlerin boşanmasında ilk pratik soru şudur: Dava sonrasında sözleşme kim adına yürüyecek?

Türk hukukunda kira sözleşmesi, tarafların belirlediği kiracı adına kurulur. Sözleşmeye yalnızca bir eşin imza attığı durumlarda, boşanma kararı tek başına sözleşmeyi diğer eşe devretmez. Ancak mahkeme, velayet ve fiilî konut kullanımını birlikte değerlendirerek hangi eşin konutta kalmaya devam edeceğine hükmedebilir. Bu hâlde, konutta kalan eş sözleşmeye taraf hâline gelebilmek için ya mevcut sözleşmeye ek protokol yapılmasını ya da yeni bir sözleşme kurulmasını talep etmek durumundadır; söz konusu adımlar ev sahibinin onayına bağlıdır.

Her iki eşin birlikte kiracı sıfatını taşıdığı durumlarda ise tablo farklıdır. Bu hâlde her ikisi de sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklere sahiptir; boşanma yalnızca eşlerin kendi arasındaki ilişkiyi bitirir, kiracılık sıfatını otomatik olarak sona erdirmez. Konudan ayrılmak isteyen eşin kira ilişkisini nasıl sonlandıracağı, sözleşme koşullarına ve ev sahibiyle varılan mutabakata göre belirlenir.

Mahkeme, velayet verilen eşin ve müşterek çocukların konutu terk etmek zorunda kalmaması amacıyla sözleşmeyi o eşe tahsis edebilir. Bu yetki, doğrudan 6284 sayılı Ailenin Korunması Kanunu kapsamındaki tedbir kararlarıyla da desteklenebilmektedir; ancak her somut olayda uygulanacak yol mahkemenin takdirindedir.

Aile Konutu Şerhinin Kiralık Konuta Etkisi

Aile konutu şerhi, Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Bu hüküm, eşlerin birlikte yaşadığı konutun diğer eşin rızası alınmadan devredilmesini ya da üzerinde hak kurulmasını engeller.

Ancak şerhin kiralık konuta uygulanma biçimi, mülke kıyasla sınırlıdır. Kiralık konuta aile konutu şerhi, tapu kütüğüne değil kira sözleşmesine dayalı olarak işler; bu nedenle mülkiyet üzerindeki şerhin sağladığı koruma doğrudan aynıyla geçerli olmaz. Bununla birlikte TMK m. 194, kiracı olan eşin de diğer eşin açık rızası olmaksızın kira sözleşmesini feshedemeyeceğini ya da konutu terk edemeyeceğini düzenler. Bir eş, ortak aile konutunun kira sözleşmesini tek taraflı olarak sonlandırırsa, diğer eş bu işleme itiraz hakkına sahiptir.

Uygulamada bu hükmün kiralık konut üzerindeki etkisi, mahkemenin önüne gelen somut olaya ve eşlerin konutu fiilen ne şekilde kullandığına göre değişkenlik gösterir. Şerhin kira ilişkisine tam olarak nasıl yansıyacağını önceden kesin biçimde söylemek mümkün değildir; her dava kendi koşulları içinde değerlendirilmektedir.

Kira Borcundan Sorumluluk

Birlikte oturulan kiralık konutta ödenmemiş kira bedelleri ve aidat gibi yan giderler, boşanma sürecinin mali boyutunu etkiler.

Sözleşmeye yalnızca bir eş tarafsa, hukuki sorumluluk kural olarak o eşe aittir. Sözleşmede adı bulunmayan eşin kira borçlarından doğrudan sorumlu tutulması, genel olarak mümkün değildir. Bununla birlikte, birlikte ödenen kira bedellerinin evlilik birliği içinde gerçekleşen ortak harcama sayılıp sayılmayacağı ve bu tutarların mal rejimi tasfiyesinde dikkate alınıp alınmayacağı, tasfiye sürecinde ayrıca ele alınması gereken bir konudur.

Her iki eşin sözleşmede birlikte kiracı göründüğü durumlarda ise sorumluluk paylaşımlıdır. Ev sahibi, birikmiş borçları her iki kiracıdan talep edebilir. Eşlerin kendi aralarında bu borcu nasıl paylaşacağı ise anlaşmalı veya çekişmeli boşanma sürecinde varılacak uzlaşıya ya da mahkeme kararına göre şekillenir.

Boşanma kararı kesinleşse bile kira sözleşmesi devam ediyorsa, sözleşmeye taraf olan eşin yükümlülükleri sürmektedir. Konutu terk eden eşin kira ilişkisini sona erdirmeden ayrılması, ileride borç ihtilaflarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle tarafların konuya ilişkin tutumlarını boşanma protokolü veya dava süreci içinde netleştirmesi önem taşır. Anlaşmalı boşanma yolunda ilerleyen çiftler için bu mesele, anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı başlığı altında değerlendirilebilecek bir kalem oluşturabilir.

Kiracı çiftlerin boşanma sürecinde konut, kira borcu ve geçici tedbir talepleri gibi konularda hukuki değerlendirme alması, ileride doğabilecek anlaşmazlıkları önceden önleyebilir. Antalya boşanma avukatı sayfamızdan bu süreçler hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.