Boşanma Davasında SGK, Sağlık ve Emeklilik Hakları

Boşanma Davasında SGK, Sağlık ve Emeklilik Hakları
Boşanma Davasında SGK, Sağlık ve Emeklilik Hakları

Boşanma kararı yalnızca evliliği sona erdirmekle kalmaz; tarafların sosyal güvenlik kapsamı, sağlık sigortası ve emeklilik hakları üzerinde de doğrudan sonuçlar doğurur. Bu değişiklikler uygulamada sıklıkla gündeme gelmesine karşın, boşanma süreci başlamadan yeterince değerlendirilmeyebilmektedir.

Boşanma Sonrası Eşin Sağlık Sigortasından Yararlanma

Evlilik süresince çalışmayan ya da sosyal güvenlik kaydı bulunmayan eş, kural olarak çalışan eşin SGK kapsamında bakmakla yükümlü olunan kişi sıfatıyla sağlık hizmetlerinden yararlanmaktadır. Boşanmayla birlikte bu hukuki bağ ortadan kalkar; dolayısıyla bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü de sona erer.

SGK uygulamasında boşanma kararının kesinleşmesinin ardından, bakmakla yükümlü kişi kaydının silinmesi için ilgili kuruma başvuru yapılması gerekir. Eş bu başvuruyu yapmasa dahi kurum, resen güncelleme yapabilmektedir; ancak sürecin ne zaman işleme alındığı somut koşullara göre değişkenlik gösterebilir.

Boşanma sonrasında sağlık güvencesi olmayan taraf için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca genel sağlık sigortası (GSS) başvurusu yapılabilmektedir. Gelir testi sonucuna göre prim miktarı belirlenmekte; belirli gelir eşiğinin altında kalan kişiler için devlet katkısı devreye girebilmektedir. GSS başvurusu, boşanma kararının kesinleşmesinin ardından en kısa sürede yapılması önerilen adımlar arasındadır.

Boşanma öncesinde kendi adına sigortalılık kaydı bulunan taraflar ise bu hakkı zaten korudukları için ek bir işleme gerek duymaz. Bununla birlikte, primlerini isteğe bağlı sigortalılık yoluyla ödeyen tarafların prim ödeme yükümlülüklerini sürdürmeleri gerekmektedir; aksi hâlde sigortalılık genel sağlık sigortası güvencesini yitirebilir.

Dul Aylığı ve Emeklilik Haklarına Etkisi

Türkiye’de dul aylığı hakkı, eşin vefatı hâlinde hayatta kalan eşe bağlanan sosyal güvenlik yardımıdır. Boşanma bu hakkı doğrudan etkiler: boşanmış eş, kural olarak eski eşinin ölümü üzerine dul aylığı alamaz. Ancak bu kuralın dışında kalan, uygulamada dikkat gerektiren bir düzenleme mevcuttur.

5510 sayılı Kanun’un 34. maddesi ve ilgili hükümler çerçevesinde; boşandığı eşin ölümü üzerine dul aylığına bağlanma talebi, yalnızca fiili birlikteliğin sürdüğünün tespiti durumunda reddedilebilmektedir. Bu kural özünde boşanma kararının samimi olmadığı ve tarafların fiilen birlikte yaşamayı sürdürdüğü iddialarına karşı geliştirilen bir denetim mekanizmasıdır. Boşanmanın gerçek ve kalıcı olduğu durumlar ise ayrı bir değerlendirme konusudur.

Kendi emeklilik hakkı olan taraflar için tablo farklıdır. Boşanma, sigortalının kendi emeklilik hakkını ve birikimleri üzerindeki kişisel tasarruf yetkisini doğrudan ortadan kaldırmaz. Ne var ki mal paylaşımı davası bağlamında evlilik dönemi içindeki emeklilik ikramiyeleri ve bazı sosyal güvenlik alacakları, edinilmiş mal sayılıp sayılmayacağı tartışmasına konu olabilmektedir. Bu konunun somut davada nasıl ele alınacağı, tarafların talepleri ve mahkemenin değerlendirmesiyle şekillenir.

Nafaka bağlantısı açısından da bir not düşmek gerekir: iş göremezlik aylığı veya yaşlılık aylığı alan tarafın bu gelirleri, çekişmeli boşanmada nafaka hesabında dikkate alınan unsurlar arasında yer alabilmektedir. Gelir kalemlerinin mahkeme önünde doğru biçimde sunulması bu açıdan önem taşımaktadır.

Çocuklar Açısından Sosyal Güvenlik Durumu

Boşanmanın ardından çocukların SGK kapsamı, velayetin kime bırakıldığına ve velayet sahibi ebeveynin sigortalılık durumuna göre şekillenmektedir. Velayet kendisine verilen ebeveyn sigortalıysa, çocuklar kural olarak o ebeveynin bakmakla yükümlü olunan kişileri sıfatını kazanır. Aynı koşullar söz konusu olmadığında ise ayrı bir GSS kapsamına alınma süreci işletilebilmektedir.

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn çocuğun sağlık giderlerine katkı sağlamaya devam etmek istiyorsa, bu durum boşanma protokolüne veya mahkeme kararına özel bir madde olarak yansıtılabilmektedir. Anlaşmalı boşanmada velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinde bu tür ayrıntılara yer verilmesi, ilerleyen dönemde anlaşmazlıkları önleyebilmektedir.

18 yaşını doldurmamış çocuklar için SGK’nın bakmakla yükümlü olunan kişi tanımı, çocuğun sigortalı ebeveyne bağımlılığını esas almaktadır. Çocuğun velayetinin dışında kalan ebeveyne ait sigortadan yararlanmaya devam edilip edilemeyeceği ise somut koşullara ve SGK’nın o tarihteki uygulamasına göre değerlendirilen bir konudur.

Öte yandan yetim aylığı hakkı da bu başlık altında değerlendirilmektedir. Sigortalı ebeveynin vefatı hâlinde, çekişmeli boşanmada velayet sürecinde hükme bağlanmış olsun ya da olmasın, çocukların yetim aylığına hak kazanabilmesi için gerekli prim koşullarının sağlanmış olması aranmaktadır. Bu koşulların ne olduğu 5510 sayılı Kanun’da düzenlenmekte olup her dava özelinde ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

Boşanma sürecinde sosyal güvenlik haklarının doğru değerlendirilebilmesi için Antalya Boşanma Avukatı desteğinden yararlanmak, bu alana özgü ayrıntıların gözden kaçırılmasını önleyebilmektedir.