Zina (Aldatma) Boşanma Davası Hakkında Bilgilendirmeler
Evliliği sona erdiren hallerden biri olan boşanma, eşlerden en az birinin kanunda öngörülen özel ve genel sebeplerden birine dayanarak açtığı dava neticesinde evliliğin hakim kararı ile sonlandırılmasıdır. Boşanma sebepleri özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılır. Bu yazımızda boşanmanın özel sebeplerinden olan zina sebebine değineceğiz.
Antalya’da, özellikle Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez, Döşemealtı, Aksu gibi merkez ilçelerde ve Alanya, Manavgat, Kemer, Serik gibi sahil ilçelerinde aile yapısının değişmesiyle birlikte aldatma iddiasına dayalı boşanma davalarının sayısı da artmaktadır. Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası açmak isteyen eşler, hem Türk Medeni Kanunu’nda yer alan teknik şartları hem de Antalya Aile Mahkemeleri’nin uygulamalarını dikkate alarak hareket etmelidir.
Zina (aldatma) boşanma sebebi nedir?
Zina (aldatma), evli bir kadının kocasından başka bir kişiyle, evli bir erkeğin de karısından başka bir kişiyle isteyerek cinsel ilişkide bulunmasıdır. Yargıtay, eşlerin, aynı cinsten başka birisiyle isteyerek gerçekleştirdiği cinsel ilişkiyi de zina saymaktadır. Zina boşanma sebebi Medeni Kanun 161. maddesinde düzenlemiş olup dava hakkı olan eşin zina boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak 6 ay, her halükarda zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer. Zina eylemi süreklilik gösterdiği takdirde bu süreler haliyle işlemeye başlamayacaktır. Zinanın affedilmesi halinde de affedilen eyleme ilişkin zina davası açma hakkı düşer. Boşanma davasında zina sebebine dayanılabilmesi için cinsel ilişkinin gerçekleştiğine ilişkin olguların ispatlanması gerekli olup; mesajlaşma, flörtleşme, öpme, sarılma şeklindeki davranışlar zinanın ispatı için tek başına yeterli olmayacaktır.
Antalya’da zina nedeniyle boşanma davası açmak isteyen eş açısından önemli nokta, her şüpheli davranışın “zina” sayılmadığını bilmektir. Eşin başka biriyle samimi mesajlaşması, sosyal medya üzerinden uygunsuz yazışmalar yapması ya da duygusal yakınlık kurması, çoğu zaman Türk Medeni Kanunu bakımından genel boşanma sebebi olan “evlilik birliğinin sarsılması” kapsamında değerlendirilmekte, ancak direkt “zina” olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle hangi olayda “zina”ya, hangi olayda “güven sarsıcı davranış”a dayanılacağı mutlaka somut dosyaya göre, bir boşanma avukatı yardımıyla belirlenmelidir.
Zina (aldatma) boşanma davasında ispat ve deliller
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/19056 Esas, 2016/11165 Karar sayılı ilamında “…Davacı erkek tarafından özel boşanma sebeplerinden zina sebebine dayanılarak (TMK m. 161) boşanma isteminde bulunulmuştur. Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşulu, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Davalı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış değildir. Davalı kadının bir başka erkekle telefonda konuştuğu ancak konuşma içeriğinden, evlilik sırasında, bir başka erkekle cinsel birleşmenin gerçekleştiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davalı kadının bu davranışları zina değil, “güven sarsıcı davranış” niteliğinde olup; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanmayı gerektiren kusurlu davranıştır. Davacı erkeğin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine göre açılmış bir boşanma davası olmadığından; zina sebebiyle açılmış boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru bulunmamıştır..” denilmiştir.
Zina yaptığından şüphelenilen eşe ait salt telefon mesaj içerikleriyle zina iddiasının ispat edilemeyeceği açıktır. Yani zinada ispat, şüpheye yer vermeyecek şekilde yapılmalıdır. Davalı kocanın/kadının başkasıyla imam nikahı kıyarak yaşamaya başlaması, eşlerin otelde başkaca bir kişiyle kalması, zorunluluk bulunmamasına rağmen kadının/kocanın yalnızken eve başkasını alması ya da başkasının evinde gecelemesi, kadının başkasından hamile kalması, kocanın başka bir kadından çocuk yapması, zina sayılan davranışlardan kabul edilmektedir.
Antalya ve ilçelerinde görülen zina (aldatma) davalarında mahkemeler, genellikle şu tür delilleri birlikte değerlendirir:
- Otel kayıtları, konaklama fişleri, rezervasyon dökümleri
- Uçak, otobüs, gemi bileti kayıtları ve seyahat hareketleri
- Tanık anlatımları (komşular, arkadaşlar, iş arkadaşları, akrabalar)
- Görsel kayıtlar, kamera görüntüleri, fotoğraflar
- Telefon ve mesaj kayıtları, sosyal medya yazışmaları
- Doğum kayıtları, DNA incelemesi gerektiren durumlar
Özellikle Antalya gibi turizm şehirlerinde, zina iddiası çoğu zaman otel kayıtları, tatil bölgelerindeki konaklama fişleri ve tur şirketi kayıtları üzerinden gündeme gelmektedir. Örneğin Manavgat, Alanya, Kemer veya Kaş’ta otelde birlikte kalındığına ilişkin kayıtlar, cinsel ilişkinin varlığını gösteren güçlü bir karine olarak değerlendirilebilmektedir. Elbette her somut olayda delillerin ne kadar kuvvetli olduğu, Antalya Aile Mahkemeleri’nin yerleşik uygulaması çerçevesinde hâkim tarafından takdir edilir.
Sosyal medya, mesajlaşma kayıtları ve hukuka uygun delil sorunu
Peki, Facebook, Instagram, WhatsApp yazışmaları, kayıtları zina davasında delil olarak kullanılabilir mi? Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımların mahkeme dosyasına, ekran görüntüsü alınarak (screenshot) delil olarak sunulduğunu görüyoruz. Oysa ekran görüntülerinin üzerinde kolaylıkla değişiklik yapılabileceği açıktır. Zaten Yargıtay da ekran görüntülerinin tek başına delil kabul edilemeyeceğini, ancak başkaca delillerle desteklenmeleri halinde hükme esas alınabileceklerini belirtmektedir. Yine, Facebook üzerinden sahte profil oluşturup paylaşımlarda bulunarak delil yaratmaya çalışmak veya kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, muvafakati ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak dosyaya sunulması halinde bunların 6100 sayılı HMK’nın 189/2 maddesi kapsamında hukuka aykırı delil olarak nitelendirileceğini belirtmekte fayda görüyoruz.
Antalya’da zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası açmayı düşünen kişiler, dijital deliller konusunda şu noktalara dikkat etmelidir:
- Başkasının telefonuna casus program yüklemek, şifre kırmak gibi yollarla elde edilen kayıtlar çoğunlukla hukuka aykırı delil sayılır.
- Ortak kullanılan bilgisayarda, eşin kendi isteğiyle açık bıraktığı sosyal medya hesabındaki yazışmaların ekran görüntüsü alınması, olayın özelliklerine göre hukuka uygun kabul edilebilir.
- Tek başına ekran görüntüsü çoğu zaman yeterli görülmediğinden, tanık anlatımı, otel kaydı, kamera kaydı gibi başka delillerle desteklenmesi önemlidir.
- Delilin nasıl elde edildiği ve kişisel verilerin korunması ilkeleri, Antalya Mahkemeleri’nin delili kabul edip etmeyeceğinde belirleyicidir.
Zina (aldatma) fiili gizli gerçekleştirildiğinden kanıtlanması zor olup davayı açmadan önce yaşanılan olaylar ve sunulacak delillerle ilgili boşanma avukatı yardımı almak hak kaybı yaşamamak için son derece önemlidir.
Zina nedeniyle boşanma davasında süreler, affetme ve hak düşürücü süre
Zina, kanunda “özel boşanma sebebi” olarak düzenlendiği için süreler bakımından diğer genel sebeplerden ayrılır. Zina nedeniyle boşanma davası açmak isteyen eş, şu süre kurallarına uymak zorundadır:
- Zina olayını öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde dava açmalıdır.
- Her hâlükârda zina fiilinin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer.
- Eş, zina fiilini açık veya örtülü şekilde affederse, affedilen olay için artık zina nedeniyle boşanma davası açamaz.
Antalya’da yaşayan bir eşin, örneğin Muratpaşa’da ikamet ederken eşinin Konyaaltı’nda bir otelde başka biriyle kaldığını öğrendiğini düşünelim. Bu olayı öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde zina sebebine dayanarak boşanma davası açması gerekir. 6 aylık süre kaçırıldığı takdirde, aynı olaya dayanarak artık zina sebebine göre dava açılamaz; ancak “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” gibi genel boşanma sebeplerine dayanmak hâlâ mümkün olabilir.
Affetme ise uygulamada sık karıştırılan bir konudur. Affetme;
- Zina yapan eşi, olayı bilmesine rağmen evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koymak,
- Şikâyet etmeyip birlikte yaşamaya devam etmek,
- Bazı durumlarda yazılı veya sözlü olarak “affettim” şeklinde açıklama yapmak
şeklinde ortaya çıkabilir.
Her somut olayda affetmenin varlığı, Antalya Aile Mahkemeleri tarafından deliller, mesajlar ve taraf beyanları birlikte değerlendirilerek takdir edilir.
Antalya ve ilçelerinde zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası açılması
Zina (aldatma) sebebiyle boşanma davası, Türkiye genelinde olduğu gibi Antalya’da da Aile Mahkemeleri nezdinde açılır. Antalya için yetkili mahkeme belirlenirken Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi dikkate alınır:
- Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi,
- Ya da tarafların davadan önce son defa birlikte altı aydan beri oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.
Bu çerçevede zina nedeniyle boşanma davası;
- Antalya merkezde yaşayanlar için Antalya Aile Mahkemelerinde (Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez, Döşemealtı, Aksu),
- Alanya, Manavgat, Serik, Kemer, Kumluca, Finike, Gazipaşa gibi ilçelerde yaşayanlar için ilgili ilçenin görevli ve yetkili mahkemesinde,
- Yurt dışında yaşayıp Türkiye’deki yerleşim yerini Antalya olarak kabul edenler için de Antalya Aile Mahkemelerinde
açılabilir.
Antalya, turizm ve göç alan bir şehir olduğundan, eşlerden birinin Antalya’da, diğerinin başka bir ilde veya yurt dışında yaşadığı durumlar da sık görülmektedir. Böyle durumlarda yetki ve görevin doğru belirlenmesi, hem dava sürecinin hızlanması hem de sonradan “yetkisizlik” gibi usul itirazlarıyla karşılaşmamak için önemlidir.
Yurt dışında yaşayan ve Antalya’da ikametgâhı olan kişiler, çoğu zaman avukatlarına vekâlet vererek Türkiye’ye gelmeden de zina (aldatma) sebebine dayalı boşanma süreçlerini takip ettirebilmektedir. Ancak zina davasında delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve özellikle yurtdışı resmi evraklarının tercüme edilmesi gibi teknik aşamalar bulunduğundan, sürecin profesyonel destekle yürütülmesi hak kaybı riskini azaltacaktır.
Zina (aldatma) boşanma davasında tazminat, nafaka ve velayet
Zina (aldatma) fiili, çoğu zaman evlilik birliğini en ağır şekilde sarsan davranışlardan biri olarak kabul edilir. Bu nedenle:
- Zina yapan eş, genellikle daha ağır kusurlu kabul edilir.
- Aldatılan eş lehine maddi tazminat ve manevi tazminat talep edilmesi mümkün olabilir.
- Yoksulluğa düşecek eş lehine yoksulluk nafakası ve çocuklar için iştirak nafakası talep edilebilir.
Antalya ve ilçelerinde zina (aldatma) sebebiyle açılan davalarda mahkemeler, kusur dağılımını belirlerken sadece aldatma fiilini değil, evlilik süresince tarafların birbirlerine karşı davranışlarını da gözetir. Örneğin;
- Zina yapan eşin öncesinde sürekli şiddet uygulaması, hakaret etmesi, ekonomik baskı kurması,
- Diğer eşin ise evlilik boyunca ailenin geçimine katkı sağlaması, çocuklarla ilgilenmesi gibi hususlar, tazminat miktarının belirlenmesinde önem taşır.
Velayet bakımından zinanın otomatik olarak velayet kaybına yol açmadığını vurgulamak gerekir. Antalya Aile Mahkemeleri de dâhil olmak üzere Türkiye’deki uygulamada, velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Zina yapan eşin velayeti alıp alamayacağı şu kriterlere göre değerlendirilir:
- Çocuğun yaşı, eğitim durumu ve özel ihtiyaçları
- Anne ve babanın çocuğa bakım ve ilgi sağlayabilme kapasitesi
- Ekonomik şartlar, yaşam koşulları, sosyal çevre
- Çocuğun yaşı uygunsa görüşünün alınması
Zina çoğu zaman kusur oranını artırdığı için, aldatmayan eş lehine nafaka ve tazminat yönünden daha avantajlı bir tablo ortaya çıkabilir. Aynı zamanda zina eylemi, evlilik birliğini temelinden sarsan ağır bir kusur olduğundan, Antalya’da açılan zina (aldatma) boşanma davalarında, mahkeme genellikle evlilik birliğinin devamının eşlerden beklenemeyeceği sonucuna ulaşmaktadır.
Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası açmayı düşünen eşlerin; süreleri kaçırmamak, delillerini hukuka uygun şekilde toplamak ve Antalya ile ilçelerindeki görevli/yetkili mahkemeleri doğru tespit etmek için aile hukuku ve boşanma davalarında deneyimli bir avukattan hukuki destek alması, dava stratejisinin baştan doğru kurulması açısından son derece önemlidir.

























